İçeriğe Atla Menüye Atla
logo
BURSA
Bursa Valiliği
İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü

Bursa ilinin afet-tehlike ve riskleri

  • Jeolojik

Ülkemizin jeolojik, jeomorfolojik yapısı ve sahip olduğu iklimsel özellikleri nedeniyle büyük can ve mal kaybına yol açan doğal afetler ile çok sık karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda ilimiz de afetler konusunda hassas bir konumda bulunmaktadır.

Bursa ilinde yaşanan deprem dışındaki afet olayları incelendiğinde ise heyelan, su baskını, kaya düşmesi ve çığ dikkat çekmektedir. Heyelan Bursa ilinde en sık görülen afet türü olup heyelanların en sık gerçekleştiği ilçeler İnegöl ve Gemlik'tir.

Marmara, Sakarya ve Susurluk Havzaları'nda yer alan ilimizde Heyelandan sonra en sık gözlemlenen afet türü su baskını olup su baskınları çoğunlukla İnegöl, Yenişehir, Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde görülmektedir.

Bursa ilinde çok sık olmamakla birlikte gerçekleşen Diğer Afet türleri ise kaya düşmesi ve çığ olaylarıdır. İlimizde 1950'li yıllardan günümüze kadar olan süreçte 13 adet Kaya Düşmesi olayı ve 2 adet çığ gözlemlenmiştir.

  • Aşırı Isınma

İstatistiklere göre 1952-2006 yılları arasındaki yıllık ortalama sıcaklık eğilimleri incelendiğinde Bursa ili için de hafif bir sıcaklık artışı söz konusudur. 1954-2013 yılları arasında aylara göre Bursa’da gerçekleşen en yüksek sıcaklık değerlerine bakıldığında ise bu artışın çoğunlukla 2000’li yıllardan itibaren gerçekleştiği görülmektedir. Özellikle Temmuz ve Ağustos ayları aşırı ısınma ve sıcak hava dalgalarına en açık iki aydır.

  • Aşırı Soğuk, Buzlanma, Kar, Çığ

Şiddetli kar yağışı ve aşırı soğuk hava , özellikle normalde  daha ılımlı kışların görüldüğü bir bölgedeki sosyo-ekonomik yaşamı bir anda durağanlaştırabilir. Çığlar ve bunlara bağlı yıkımlar, kapanan yollar, buzlanma, trafik kazalarındaki artış, kar ağırlığı sebebiyle çatı çökmeleri, enerji nakil hatlarının kopması ve hipotermi görülmesi de kar yağışı ve fırtınasının ve aşırı soğuk havaların bir sonucudur.

Çığ afeti açısından ele alındığında Bursa’ da 1950’den beri bir vaka yoktur, görülme riski de 0’a yakındır.Ancak Uludağ’ın güneye bakan, insan aktivitesi ve yerleşimin olamayacağı kadar sarp kesimlerinde, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü Dağda Arama ve Kurtarma Birimi tarafından gözlemlenen çığ vakaları mevcuttur. Fakat etki alanı itibariyle hiçbir afetselliği yoktur.

  • Dolu

Etki alanı küçük olmasına rağmen dolular, daha çok tarım alanları, binalar ve taşıtlara zarar verdikleri için, meydana getirdikleri zararlar yüksek rakamlara çıkabilmektedir. Dolunun afet boyutu ise nereyi ne zaman etkilediği ve meydana gelen can ve mal kayıplarıyla ilişkilendirilmiştir. (Kadıoğlu,2012).

İstatistiklere göre dolu hadisesinin en az görüldüğü mevsimler sonbahar ve kış en az görüldüğü bölge ise Marmara’dır ve Bursa, bölgede en çok dolu hadisesinin yaşandığı ikinci şehirdir.

  • Fırtına

Fırtına, en yalın haliyle kuvvetli rüzgarları hatırlatsa da farklı karakteristikleri ve zaman zaman beraberinde oluşturdukları diğer meteorolojik olaylar ve afetler açısından incelendiğinde çok çeşitlidir. Burada, Türkiye’de gözlemlenen rüzgar fırtınalarıyla birlikte lodos,oraj, dolu ve hortum hadiseleri ve bunların Bursa ilindeki afetsellikleri özet olarak belirtilmiştir. Bursa ili, Türkiye geneline kıyasla bu afete daha uzak görülmekle birlikte, özellikle ilin kuzeyi ve batısında risk daha fazladır.

  • Hortum

“Türkiye’de meteorolojik hortumlar son yıllara kadar gözlenip kayıtlara geçmemiştir; gözlemler ancak 2001 yılında başlamış, 2010 yılı itibariyle belirgin bir hal almıştır.” (Kadıoğlu, 2012).

Bursa il geneli, hortum afetine Akdeniz,Ege ve Karadeniz kıyıları kadar açık değildir.Bursa’ya ait 3 hortum kaydı ise şu tarihlerdedir:

24.01.2011 Kemalpaşa/ 01.01.2010 Bursa/ 12.05.1955 Bursa (Kahraman ve Markowski,2014).

  • İnsan Kaynaklı (Teknolojik) Afetler

İnsan faaliyetleri yada doğal afetlerin tetiklemesi sonucunda oluşan ulaşım, endüstriyel, maden, nükleer kazalar, kritik yapı çökmeleri, siber tehlikeler, büyük yangınlar, terörizm ( kimyasal, biyolojik, radyolojik,nükleer tehditler) ile çevresel tehlikeler gibi can kaybına, hastalıklara, sosyal,ekonomik ve çevresel bozulmalara neden olan afet yada acil durumlara denir.

Türleri:

Endüstriyel kazalar, ulaşım kazaları (havayolu, demiryolu,denizyolu, karayolu) ,kritik yapı çökmeleri (baraj,köprü,tünel…), büyük yangınlar, çevresel tehlikeler ( iklim değişikliği, çölleşme, kuraklık, asit yağmurları,sıra dışı hava,su,toprak kirliliği…), maden kazaları, siber tehlikeler, nükleer kazalar, deniz kirliliğine neden olan kazalar, terörizm (kimyasal biyolojik, radyolojik,nükleer tehditler), sosyal tehlikeler (kitlesel ayaklanmalar, zorunlu toplu göçler, aşırı kalabalıktan doğan kazalar…)’ dir.

  • KBRN Tehlike ve Riskleri

İlimizin KBRN tehdit ve tehlikelerine karşı riskleri bulunmakta olup ilde bulunan ve yerleşim yerleri içinde kalan 13 organize sanayi bölgesi ve 8 ihtisas organize sanayi bölgesinde KBRN maddeleri imalat ve üretimde yoğun olarak kullanılmakta olup ayrıca bu maddelerin depolama tesisleri bulunmaktadır. Otomotiv sanayi ve otomotiv yan sanayi ilimizde yoğun olarak yer almaktadır. Yine organize sanayi bölgelerinin dışında bulunan büyük sanayi kuruluşları da aynı riskleri yaratmaktadır. Ayrıca ilimizden transit geçen KBRN maddeleri taşıyan kamyon ve tankerleri kazaları da risk yaratmakta olup söz konusu KBRN maddeleri ilimize deniz yoluyla özel limanların gümrük sahalarına da indirilmekte ve sevkiyatları yapılmaktadır.

  • Kuraklık

Meteorolojik kuraklıkta yağışların azlığı genel olarak ilk işaret olarak kabul edilmektedir. İçme ve kullanma su sıkıntıları ile birlikte tarımsal ve hidrolojik kuraklığın sonuçları zamanla sosyo-ekonomik kuraklık olarak kendini gösterir ( Kadıoğlu,2012)

Ancak, meteorolojik kuraklık yağışın aylık, mevsimlik veya yıllık toplamlarının ortalamasından olan farkları ile ilişkilidir (Kandilli Rasat.Meteoroloji Lab). Dolayısıyla, Bursa ilinde dönemsel ve/veya yerel kuraklık vakaları görülebilmektedir. Türkiye genelinde olduğu gibi Bursa’da da yağışlar en fazla kış ve bahar aylarında görülür. Bu sebeple Kadıoğlu’nun da belirttiği gibi (2012) bu dönemlerdeki değişimler, su miktarını oldukça etkilemektedir. Yer altı ve yer üstü sularının varlığının devamı için bu dönemlerde meydana gelen yağışın miktarı ve şekli oldukça önemlidir. Aşağıda Türkiye’de 1940-2010 yılları arasında afete neden olan kuraklık olaylarının alansal dağılımını gösteren haritada Bursa’nın durumu görülmektedir.

1

  Kuralık Afeti Uzun Yıllar Alansal Dağılımı (1940-2010)

  • Lodos Rüzgarı ve Fırtınası

Lodos,  güney ve batı yönleri arasından esen rüzgara verilen addır ve en çok etkili olduğu şehirlerden biri Bursa’dır. Güneyli, yani sıcak hava taşıyan bir rüzgar olduğu için orman yangınlarını hızlandırması, kar örtüsünü eriterek sel ve heyelanlara yol açması, özellikle sobalara bağlı karbonmonoksit zehirlenmelerini tetiklemesi gibi etkileri vardır.

Lodos rüzgarı ve fırtınası sırasında karbonmonoksit zehirlenmelerinin görülme sebebi, dış ortam sıcaklığının artarak sobanın boğulması ve bacanın çekiş gücünün azalmasındandır (Kadıoğlu,2012).

Bursa ilinde, lodos, 1990-2006 döneminde 43 kez fırtına şiddetinde görülmüştür. Bunların toplamında, maddi hasarlarla birlikte, 46 ölü, 107 yaralı ve 2303 zehirlenme vakası kaydedilmiştir (Türkeş, Çeşmeci, 2008).

  • Maden Varlığı

Bursa ili zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. İlde önemli endüstriyel hammadde ve metalik maden yatakları bulunmaktadır.

  • Sel-Taşkın

DSİ Taşkın Yıllıkları’ na göre 1956-1997 yılları arasında meydana gelen sellerin neden olduğu toprak kayıplarının DSİ havzaları dağılımına göre Bursa ili yaklaşık 3 milyon dekar toprak kaybıyla Kahramanmaraş’ tan sonra ikinci sırada gelmektedir.

Sellerin oluşmasında en önemli sebeplerden biri şiddetli yağmurlardır. 1960-2013 periyodunda Bursa Meteoroloji İstasyonu tarafından ölçülen yağışların 50 mm ve üstünde olduğu gün sayısı ortalamalarının aylara göre dağılımı ve maksimum yağış ortalamaları verilmiştir. Buna göre Ekim ayı, sel görülme olasılığının ve maksimum yağışların en fazla olduğu aydır. 

Bu anlamda ilimiz sayısı fazla olan akarsuları ve yağış rejimi nedeniyle sel ve taşkına uğrama riski taşımaktadır.

  •  Tsunami

Marmara Denizi’nde tsunami üretebilecek koşullardaki her deprem (büyüklükleri M>6.0 olan sığ odaklı ve genellikle eğik atımlı faylanmalar ) tsunami yaratabilir. Tarihsel  verilere göre Marmarada  tsunami oluşma ihtimali 100 yılda birdir. Oluşabilecek herhangi bir depremde meydana gelebilecek tsunaminin, Marmara denizinde doğu-batı  doğrultusunu geçme süresi 50 dakika kadardır. Ancak bu kapalı denizde çalkantının devam etmesi ve yansıyan dalgaların etkili olması beklenmelidir.

Geçmişte olmuş tsunamilerden ve günümüzde yaptığımız analizlerden de anlaşılacağı üzere; Marmara denizinde tsunami üretebilecek bir depremden sonra zayıfta olsa bir risk vardır. Ancak oluşacak tsunaminin pasifik Okyanusunda meydana gelen ve dalga boyu 30 metreyi geçen tsunamiler gibi olmayacağı açıktır.

Kuzey Anadolu Fayı, Hakkari’den başlayıp Van Gölü’nün güneyi, Amasya , Bolu, İzmit, Marmara Denizi ortasından geçerek Saroz Körfezi yolu ile Ege Denizine ulaşmaktadır. Hem tarihi kayıtlar hem de Kuzey Anadolu Fayının Marmara Denizi’nden geçen kısmındaki hareketlilik, bu denizin her zaman tsunami yaratabilecek özellikte depreme sahne olma olasılığını yüksek tutmaktadır.

  • Yangın

Bursa ili yangın riski açısından değerlendirildiğinde gerek mevcut durum gerekse istatistikler ile şehrin tarihi varlığı, şehrin içerisinde bulunan organize sanayi bölgeleri ve organize sanayi bölgeleri dışındaki sanayisi yanında orman varlığı açısından riskli olduğu görülmektedir.

Şehrin merkezinde bulunan tarihi yerleşim alanları ahşap yapılardan oluşmakta ve eski yerleşim alanları olmaları nedeniyle dar sokaklara müdahale zorlukları olmaktadır.

  •  Deprem

Bursa, birinci derece deprem kuşağında bir kenttir. Ülkemizin ilk deprem bilimcisi bursalı Gökmenzade Seyyid Hüseyin Rifat Efendidir. İşaretnüma adlı kitabında 1820 yılından - 1859 yılına kadarki tüm depremleri  kaydetmiştir.

Tarihte Bursa Depremleri

 Bursa ve yöresinin depremleri kaydı yaklaşık 2500 yıl önceye kadar gitmektedir. Eldeki bilgiler antik Bursa’nın büyük bir kent olmaması nedeniyle, dolaylı olarak verilmektedir.

Bizans döneminde;

6 kasım 1143 – 12 mayıs 1327 tarihindeki depremler bursa yöresinde önemli yıkıma neden olmuşlardır.

Osmanlı döneminde;

1418 – 1463 – 1555 – 1674 – 1705 yıllarında deprem olmuş ancak tüm kenti ve çevresine etkileyen boyutta değildir ancak 1855 depremi Bursa ve yöresinde çok büyük yıkıma neden olmuştur.

2

 

Türkiye deprem bölgeleri haritasını incelediğimizde görürüz ki; ilimiz 1 inci derece deprem kuşağı içerisindedir ve Kuzey Anadolu Fayının etkisi altındadır.

3

4

İlimizde depreme neden olabilecek en önemli fay; doğuda derekızık-burhaniye köyleri ile batıda uluabat gölü arasında uzanan yaklaşık 45 km uzunlukta olan bursa fayıdır.

5

 Ayrıca bursa’yı etkileyecek diğer faylar ise marmara denizindeki fay, geyve – iznik – gemlik fayı, yenişehir – bursa – manyas fayıdır.

7

  Bursa İlinin Tektonik Yapısı

Bursa ili ve civarı Paleo-Tetis ve Neo-Tetis Okyanuslarının kapanması sırasında gelişmiş olan tektonik olaylardan yoğun bir şekilde etkilenmiş, kıvrılmış, kırılmış ve faylanmıştır.

Paleozoikte ilin kuzeyinde bilinmeyen bir uzaklıkta metamorfizma ve granit intrizyonu oluşmuştur.

Triyas sonunda geniş bir zonda Karakaya formasyonları çökelmiş, bunun içine çeşitli kireçtaşı blokları yuvarlanmış, okyanusal kabuktan gelen serpantin dilimleri katılmış, kuzeye doğru olan okyanusal levhanın bükülme kemsinde oluşan tansiyon çatlaklarından boşalan magma spilitik levhaları oluşturmuş ve hep birlikte derinlere dalan bu kayalar yüksek basınç metamorfizmasına uğrayarak glokofanlı şistlere dönüşmüşlerdir. Eosende doğu-batı uzanımlı bir teknedetürbiditik fliş çökelmiştir.

Eosen sonunda kuzeydeki Uludağ karmaşığı çekim etkisiyle ilimize doğru harekete geçmiştir. Bu hareket sırasında bir yandan söz konusu kayalar içinde yeni bir iyon düzenlemesi yer almış, bir yandan da hareket eden kütlenin cephesinden hızla aşındırılan gereç bu kütlenin önünde çökelmeye ve giderek süpürülmeye başlamıştır. Bu sürecin sonunda Uludağ karmaşığı bugünkü yerine yerleşmiş olistostrom oluşumu Kalabakkaya formasyonu sonuçlanmış ve bu formasyonda bindirmenin etkisiyle mikroskobik yapısal olgular gelişmiştir.

Neojende gölsel ortamda oluşan çökelmeyi faylanmalar izlemiştir ve bu faylar genç birimlerin depolanmasını denetlemiştir.

Kuvaterner başında soğuk ve sıcak suların bıraktığı ve yapısal hareketlerin eşliğinde büyük kalınlıklara ulaşan travertenler bugüne değin süren tektonik süreçte oluşan faylarla etkilenmiştir. Buarada Uludağdaki olgunlaşmış vadilerde yeni bir aşınma dönemine girmişlerdir. Bu yeni süreç Bursa kentinin üzerinde kurulduğu birikinti konilerini beslemeye başlamıştır. Bu genç tektonik etkinlik bugünkü hidrotermal sistem için gerekli dolaşım ve ısınma ortamını da sağlamıştır.

 Bursa İlinin Jeolojisi

İlimiz ve yakın çevresi; Uludağ masifi, Karakaya karmaşığı ve bunların üzerinde neojen karasal, ayrılmamış çökellerin oluşturduğu bir alanda yer alır. İlimizin temelini paleozoik yaşlı yüksek derecede metamorfizma geçirmiş çekirdek durumundaki çeşitli gnays, amfibolit ve şisti mermerler ile bunların arasına sokulmuş granodiyorit batoliti oluşturur. Bu temel üzerine, bu birimler ile tektonik ilişkili ve paleozoik yaşlı Dereyörük grubunun düşük derecede metamorfizma geçirmiş bazik metamorfik, meta ultrabazik, mermer, kalkşist ve metasedimenter kayaçları gelmektedir.

Paleozoik yaşlı birimler üzerine ilişkisi net olarak görülmeyen, görüldüğü bölümlerde tektonik ilişkili izlenen Triyas konglomera, kumtaşı, grovak, kiltaşı, spilit, spilitik bazalt, çamurtaşı ve kireçtaşı blok ve mercekleriyle Karakaya formasyonu gelmektedir. Konglomera, kumtaşı, kiltaşı seviyelerinden oluşan üst Triyas yaşlı Iğdır formasyonu Karakaya formasyonu ile geçişlidir. Triyas yaşlı birimler ise alt jura yaşlı Bakırköy formasyonu ile uyumsuz olarak örtülür.

Orta jura-Eosen zaman aralığında kesiksiz olarak devam eden bir çökel istifi gelmektedir. Jura- alt kretaseye kadar çıkan Bilecik kireçtaşı, alt-üst Kretase yaşlı Vezirhan formasyonu ve Gölpazarı grubunun litolojik birimleri birbiriyle geçişlidir. Üst Kretase paleosen geçişinde Selvipınar kireçtaşı çökelmiştir. Alt Eosenden itibaren kaide konglomerası ile başlayan üste doğru karbonatlı kumtaşına geçen Üçpınar formasyonu gelmektedir.

Eosen-Miyosen zaman aralığında birbiriyle geçişli ve uyumlu alttan üste doğru Fındıcak formasyonu, Karabalçık bazaltı, Sarıkaya formasyonu, Dürdane formasyonu, Genç Ali kireçtaşı ve Kurban Dağı ile temsil edilen Eosen çökel istifi gelmektedir. Bursa ve civarında geniş bir yayılımı olan Neojen birimleri konglomera, kumtaşı, gölsel kireçtaşı ve marn, gevşek tutturulmuş çakıl, kum, silt ve kil litolojilerinden oluşan Gemiciköy formasyonu ile temsil edilir.

Kuvaternerde ise alüvyon, alüvyon yelpazesi, taraça yamaç molozu ve travertenler oluşmuştur.

 

 

 

 

 

deneme